
Doçentlik Başvuru Süreci ve Red Nedenleri
Doçentlik, akademik kariyerde önemli bir durak. Adayların belirli şartları yerine getirip, bilimsel çalışmalarını jüri önünde kanıtlaması gerekiyor. Ancak her başvuru olumlu sonuçlanmıyor maalesef. Peki, bu süreçte neler yaşanıyor ve bir aday neden doçentlikten elenebilir? Gelin, bu konuya biraz daha yakından bakalım.
Akademik Yeterlilik ve Etik Kurallar
Doçentlik başvurusunun temelinde, adayın akademik birikimi ve bilimsel çalışmaları yatıyor. Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) tarafından belirlenen bu kriterler, adayın alanındaki yetkinliğini ölçmeyi amaçlar. Bu yeterlilik, sadece yayın sayısıyla değil, aynı zamanda bu yayınların kalitesiyle de doğrudan ilgili. Akademik dürüstlük ve etik kurallara bağlılık ise bu sürecin olmazsa olmazı. Etik dışı davranışlar, başvurunun doğrudan reddedilmesine yol açabiliyor.
Eserlerde Etik İhlal Tespiti
Bilimsel çalışmalarda etik ihlaller, özellikle intihal (aşırma) ve veri manipülasyonu gibi durumlar, doçentlik sürecinde en sık karşılaşılan ve en ciddi red nedenlerinden biri. Jüri üyeleri, sunulan eserlerde bu tür usulsüzlükleri tespit ettiklerinde, adayın başvurusunu reddetmekle kalmayıp, etik ihlal raporu da düzenleyebiliyorlar. Bu tür bir rapor, adayın gelecekteki akademik kariyerini de olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, eserlerin özgünlüğü ve doğruluğu büyük önem taşıyor.
Yayınların Niteliği ve Dergi Seçimi
Başvuruda sunulan yayınların niteliği de jüri tarafından dikkatle incelenir. Sadece nicelik değil, nitelik de ön planda. Alanında saygın, hakemli ve uluslararası dergilerde yayımlanmış çalışmalar, genellikle daha olumlu değerlendirilir. Ancak, bazı dergilerin 'yağmacı' (predatory) olarak adlandırılan, bilimsel standartları düşük veya etik olmayan yayın politikalarına sahip olması, sunulan eserlerin geçerliliğini yitirmesine neden olabilir. Bu tür dergilerde yayımlanan makaleler, başvurunun reddedilmesi için yeterli bir sebep teşkil edebilir. Doğru dergi seçimi, bu noktada kritik bir rol oynar.
Jüri Değerlendirmesi ve İdari Hatalar
Jürinin değerlendirmesi, doçentlik sürecinin en hassas aşamalarından biri. Jüri üyelerinin raporları, adayın eserlerinin bilimsel niteliğini, özgünlüğünü ve alanına yaptığı katkıyı değerlendirir. Ancak bazen bu değerlendirmelerde subjektiflik veya hatalar söz konusu olabiliyor. Değerlendirme raporlarının eksik veya yanlış hazırlanması, bilimsel ölçütlerin hatalı uygulanması gibi durumlar, idari hatalar kapsamında değerlendirilebilir. Bu tür hatalar, adayın haklı bir itirazda bulunmasına zemin hazırlayabilir. Başvuruların reddedilmesinde rol oynayan olası hatalar şunlardır:
- Bilimsel yeterlilikte eksiklik tespiti.
- Etik kurallara aykırılık iddiası.
- Yayınların niteliğinin yetersiz görülmesi.
- Jüri değerlendirmesinde objektiflikten uzaklaşılması.
- Başvuru evraklarında eksiklik veya hatalar.
Başvuru sürecinde yaşanan her türlü olumsuzluğa karşı hukuki yollara başvurma hakkı her zaman mevcuttur. Bu hakların etkin kullanımı için doğru adımların atılması önemlidir.
Bu nedenlerle doçentlik başvurusu reddedilen adaylar, süreci yakından takip ederek haklarını arayabilirler. Bir sonraki bölümde, bu itiraz sürecinin nasıl işlediğini ele alacağız. Eğer başvurunuz reddedildiyse, bir doçentlik başvurusu itiraz dilekçesi örneği incelemek faydalı olabilir.
Doçentlik Eser İnceleme İtiraz Süreci
Doçentlik başvuru sürecinde eser inceleme aşamasının olumsuz sonuçlanması durumunda, adayların başvurabileceği hukuki yollar mevcuttur. Bu süreç, kararın adil olmadığını düşünen akademisyenler için bir umut kapısıdır. Öncelikle, idari itiraz mekanizması devreye girer. Bu, kararı veren merciye başvurarak, değerlendirmede yapılmış olabilecek hataların veya eksikliklerin yeniden gözden geçirilmesini talep etme hakkıdır.
İdari İtirazın Hukuki Dayanağı
İdari itirazın temelinde, idare hukukunun genel prensipleri yatar. Her idari işlem gibi, doçentlik eser inceleme sonucunun da hukuka uygun olması beklenir. Eğer bu sonuçta bir hukuka aykırılık, takdir hatası veya objektiflikten uzak bir değerlendirme söz konusu ise, aday bu duruma itiraz edebilir. Bu itiraz hakkı, adayın akademik kariyerinin devamı için hayati önem taşır.
İtiraz Süresi ve Gerekçelendirilmesi
İtiraz süresi, kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar ve genellikle belirli bir zaman dilimiyle sınırlıdır. Bu süre kaçırıldığında, itiraz hakkı kaybedilebilir. Bu nedenle, kararın size ulaştığı anı dikkatle not almanız önemlidir. İtiraz dilekçesi hazırlanırken, kararın neden hatalı olduğunu somut delillerle açıklamak gerekir. Örneğin, jüri raporlarındaki çelişkiler, bilimsel kriterlerin yanlış yorumlanması veya eksik değerlendirme gibi hususlar detaylıca belirtilmelidir. Bir doçentlik itiraz dilekçesi örneği incelenerek bu konuda fikir edinilebilir.
Yeniden Değerlendirme Mekanizması
Yapılan itiraz üzerine, ilgili birim veya kurul başvuruyu yeniden inceler. Bu süreçte, adayın sunduğu ek belgeler ve savunmalar da dikkate alınır. Amaç, ilk değerlendirmede gözden kaçan veya hatalı yorumlanan noktaları düzeltmektir. Ancak, bu mekanizmanın her zaman olumlu sonuçlanacağını garanti etmek mümkün değildir.
Üniversitelerarası Kurul'a Başvuru
Eğer idari itiraz yoluyla tatmin edici bir sonuç alınamazsa, bir sonraki adım Üniversitelerarası Kurul'a (ÜAK) başvurmak olabilir. ÜAK, doçentlik süreçlerinin genel işleyişini denetleyen ve nihai kararları veren üst mercidir. Bu aşamada da yine belirli usuller ve süreler söz konusudur. Başvurunun reddedilmesi durumunda, adaylar bu karara karşı da itiraz haklarını kullanabilirler.
Bu süreçler karmaşık olabileceğinden, akademik hukuk konusunda deneyimli bir avukattan destek almak faydalı olacaktır. Unutmayın, her adımın dikkatli ve doğru atılması, akademik kariyeriniz açısından büyük fark yaratabilir.
Doçentlik Eser İnceleme Başarısızlık Kararına Dava Açma
İptal Davası Şartları ve Zaman Aşımı
Doçentlik başvuru sürecinde eser inceleme aşamasından başarısız sayılmak, pek çok akademisyen için hayal kırıklığı yaratabilir. Ancak bu durum, hukuki yollara başvurarak telafi edilebilecek bir süreçtir. Eğer eser inceleme sonucunun hukuka aykırı olduğunu düşünüyorsanız, iptal davası açma hakkınız bulunmaktadır. Bu dava, idarenin işlemini hukuka aykırı bulduğunuzda başvurabileceğiniz bir yoldur. Genellikle, başarısızlık kararının size tebliğ edildiği tarihten itibaren 60 gün içinde bu davayı açmanız gerekir. Bu süreye zaman aşımı denir ve kaçırılması halinde dava hakkınız ortadan kalkar. Bu nedenle, kararı aldıktan sonra vakit kaybetmeden hukuki süreci başlatmak önemlidir.
Yetkili Mahkeme ve Dava Dilekçesi Hazırlığı
Doçentlik eser inceleme başarısızlık kararına karşı açılacak iptal davalarında yetkili mahkeme genellikle idare mahkemeleridir. Başvurunuzun yapıldığı veya işlemin tesis edildiği yerdeki idare mahkemesi görevli olacaktır. Örneğin, bazı durumlarda Ankara 11. İdare Mahkemesi doçentlik kararları ile ilgili kararlar verebilmektedir. Dava dilekçesi hazırlığı ise sürecin en kritik aşamalarından biridir. Dilekçenizde, başarısız sayılma işleminin hangi hukuka aykırılıklar taşıdığını açıkça belirtmeniz gerekir. Jüri raporlarının objektiflikten uzak olduğu, bilimsel kriterlere uymadığı, eksik veya hatalı değerlendirmeler içerdiği gibi gerekçeleri somut delillerle desteklemelisiniz. Bu noktada, alanınızdaki uzman bir avukattan destek almak, dilekçenizin güçlü ve eksiksiz olmasını sağlayacaktır.
Hukuki Gerekçeler ve Somut Delillerin Sunumu
Dava dilekçenizde sunacağınız hukuki gerekçeler ve somut deliller, davanızın seyrini belirleyecektir. Başarısızlık kararının dayandırıldığı jüri raporlarını detaylıca inceleyerek, rapordaki eksiklikleri, çelişkileri veya bilimsel dayanaktan yoksun iddiaları ortaya koymalısınız. Örneğin, eserlerinizin nitelik ve nicelik açısından yeterli olduğunu, etik kurallara uygun olduğunu ve başvurduğunuz alanla ilgili olduğunu gösteren belgeleri sunmalısınız. Eğer jüri raporlarında subjektif değerlendirmeler yapıldığına inanıyorsanız, bu durumun bilimsel bir dayanağı olmadığını kanıtlamanız önemlidir. Akademik yayınlarınızın kalitesini ve bilime katkısını gösteren tüm belgeler, bu süreçte sizin lehinize delil olacaktır.
Bilirkişi İncelemesinin Rolü
İptal davası sürecinde mahkemenin en önemli araçlarından biri bilirkişi incelemesidir. Özellikle teknik ve bilimsel değerlendirme gerektiren doçentlik eser incelemesi gibi konularda, mahkeme alanında uzman kişilerden oluşan bir bilirkişi heyeti görevlendirebilir. Bu heyet, sizin sunduğunuz eserleri ve jüri raporlarını bağımsız bir gözle inceleyerek bilimsel bir mütalaa hazırlar. Bilirkişi raporu, mahkemenin kararında büyük rol oynar. Eğer bilirkişi heyeti, eserlerinizin doçentlik için yeterli olduğunu ve başarısızlık kararının hukuka aykırı olduğunu tespit ederse, mahkemenin de bu yönde karar vermesi kuvvetle muhtemeldir. Bu nedenle, bilirkişi incelemesinin adil ve tarafsız bir şekilde yürütülmesi büyük önem taşır.Eser incelemesinden başarısız olanlar için hukuki süreç genellikle bu aşamayı içerir.
İdari Yargı Sürecinde Mahkeme Değerlendirmesi
Doçentlik eser inceleme sonucuna itiraz edip idari dava yoluna başvurduğunuzda, mahkeme süreci devreye girer. Bu aşamada mahkeme, idarenin aldığı kararın hukuka uygunluğunu inceler. Yani, sizin başvurunuzun reddedilmesi kararının usulüne uygun olup olmadığını, bilimsel değerlendirmenin objektif yapılıp yapılmadığını ve hukuka aykırı bir durum olup olmadığını mercek altına alır.
Hukuka Aykırılıkların Tespiti
Mahkeme, öncelikle idari işlemin hukuka uygunluğunu denetler. Bu, kararın dayandığı mevzuata uygun olup olmadığı, usul hataları yapılıp yapılmadığı gibi konuları kapsar. Örneğin, jürinin değerlendirme yaparken belirlenen kriterlere uymadığı veya eksik inceleme yaptığı iddiaları bu kapsamda değerlendirilir. Mahkeme, idari işlemin hukuka aykırı olduğuna kanaat getirirse, işlemi iptal edebilir.
Objektif Değerlendirme ve Bilimsel Ölçütler
Bu süreçte en çok dikkat edilen noktalardan biri, jürinin yaptığı bilimsel değerlendirmenin objektif olup olmadığıdır. Mahkeme, jüri raporlarını incelerken, değerlendirmelerin somut verilere dayanıp dayanmadığını, sübjektif yorumlardan uzak durulup durulmadığını ve bilimsel standartlara uygunluğunu gözden kaçırmaz. Bu inceleme sırasında, mahkeme tarafından atanan bilirkişilerin raporları da önemli bir rol oynar. Bilirkişiler, eserlerin bilimsel niteliği ve niceliği konusunda mahkemeye teknik bir görüş sunarlar.
Mahkemenin Karar Yetkisi ve Sonuçları
Mahkemenin karar yetkisi, idari işlemi iptal etmek veya davayı reddetmekle sınırlıdır. Yani mahkeme, sizin yerinize bir jüri gibi eserlerinizi yeniden değerlendirmez. Eğer mahkeme, idari işlemin hukuka aykırı olduğuna karar verirse, bu işlemi iptal eder ve genellikle dosyanın yeniden incelenmesi için ilgili kuruma geri gönderilmesini sağlar. Bu durumda, adayın başvurusu tekrar değerlendirilir.
- İptal Kararı: İdari işlemin hukuka aykırı bulunması durumunda verilir. Adayın başvurusu yeniden incelenir.
- Red Kararı: İdari işlemin hukuka uygun bulunması durumunda verilir. Dava reddedilir.
- Yürütmeyi Durdurma: Acil durumlarda, telafisi mümkün olmayan zararları önlemek amacıyla, davanın esası hakkında karar verilmeden önce idari işlemin uygulanmasının durdurulmasına karar verilebilir.
Temyiz Süreci ve Danıştay İncelemesi
İdare mahkemesinin verdiği karara karşı, taraflar (genellikle aday ve idare) belirli süreler içinde bölge idare mahkemesine veya doğrudan Danıştay'a temyiz başvurusunda bulunabilirler. Temyiz mercii, ilk derece mahkemesinin kararını hukuka uygunluk açısından inceler ve nihai kararı verir. Bu süreç, hukuki ihtilafların son noktasıdır.
Doçentlik Davası Sürecinde Hak Arama Yolları
Doçentlik başvurusunun eser inceleme aşamasında başarısız sayılması, akademik kariyerde ciddi bir engel teşkil edebilir. Ancak bu durum, sürecin sonu anlamına gelmez. Adayların haklarını arayabilecekleri çeşitli hukuki yollar mevcuttur. Bu yolları etkili bir şekilde kullanabilmek için bazı önemli adımları bilmek ve uygulamak gerekir.
Hukuki Yardım ve Danışmanlık Önemi
Doçentlik süreci, kendine has kuralları ve prosedürleri olan karmaşık bir yapıya sahiptir. Eser inceleme sonucuna itiraz etmek veya bu karara karşı dava açmak, hukuki bilgi ve deneyim gerektirir. Bu nedenle, idare hukuku alanında uzmanlaşmış bir avukattan destek almak büyük önem taşır. Avukatınız, itiraz dilekçesinin hazırlanmasından dava sürecinin yönetilmesine kadar her adımda size rehberlik edecektir. Doğru hukuki danışmanlık, sürecin daha hızlı ve lehinize sonuçlanmasına yardımcı olabilir.
Akademik Hukuk ve Uzman Avukat Desteği
Akademik kariyerle ilgili uyuşmazlıklar, genel hukuktan farklılıklar gösterebilir. Doçentlik başvurularının reddi gibi konularda, jüri raporlarının incelenmesi, bilimsel kriterlerin değerlendirilmesi ve idari hataların tespiti gibi özel uzmanlık gerektiren durumlar söz konusudur. Bu noktada, akademik hukuk konusunda deneyimli bir avukat, dosyanızdaki güçlü ve zayıf yönleri tespit ederek en doğru stratejiyi belirleyecektir. Bu tür davalarda, bilirkişi incelemesi de önemli bir rol oynar ve avukatınız bu sürecin de etkin yönetilmesini sağlar.
Doçent Adayının Hakları ve Korunması
Doçentlik başvurusunda başarısız sayılan adayların temel hakları vardır. Bunların başında, adil bir değerlendirme süreci ve hukuka aykırı işlemlere karşı itiraz hakkı gelir. Eğer değerlendirme objektif kriterlere dayanmıyorsa, bilimsel ölçütler göz ardı edildiyse veya usuli hatalar yapıldıysa, aday bu duruma karşı çıkabilir. İdari işlemin iptali davası, bu hakların korunması için önemli bir araçtır. Başvurunun reddedilmesi kararının tebliğinden itibaren 60 günlük dava açma süresini kaçırmamak hayati önem taşır. Bu süreler hakkında bilgi almak önemlidir.
Yeni Başvuru Süreçlerine Etkisi
Eser inceleme sonucuna itiraz veya dava süreci, adayın mevcut akademik kariyerini bir süreliğine askıya alabilir. Ancak, bu süreçten olumlu bir sonuçla ayrılmak, adayın doçentlik unvanını almasını sağlayacaktır. Eğer dava süreci olumsuz sonuçlanırsa veya aday süreci uzatmak istemezse, eksiklerini giderek yeni bir başvuru yapma hakkı da saklıdır. Bu süreçte alınan dersler, gelecekteki başvuruların daha sağlam temellere oturmasına yardımcı olabilir. Başarısızlık nedenlerini detaylıca analiz etmek ve bu analiz doğrultusunda eksikleri gidermek, sonraki başvuruların başarı şansını artıracaktır.
- İtiraz Süreci: Red kararının tebliğinden itibaren belirli bir süre içinde (genellikle 60 gün) üniversite bünyesindeki ilgili kurullara itiraz edilebilir.
- Dava Süreci: İtirazın reddi veya sonuçsuz kalması durumunda, idare mahkemelerinde iptal davası açılabilir.
- Danıştay Temyizi: İdare mahkemesi kararının hukuka uygun bulunmaması halinde, Danıştay nezdinde temyiz yoluna başvurulabilir.
Doçentlik başvurusunun reddi kararına karşı hukuki yollara başvurmak, adayın akademik haklarını koruması açısından elzemdir. Bu süreçte profesyonel hukuki destek almak, karmaşık prosedürlerin aşılmasında ve adil bir sonuca ulaşılmasında kritik bir rol oynar. Bilirkişi raporları ve sunulan somut deliller, mahkemenin kararında önemli bir etkiye sahiptir.
Doçentlik davası süreci bazen kafa karıştırıcı olabilir. Bu yolları anlamak, haklarınızı bilmek çok önemli. Eğer bu konuda yardıma ihtiyacınız varsa, sitemizi ziyaret ederek daha fazla bilgi alabilir ve size nasıl yardımcı olabileceğimizi öğrenebilirsiniz.
Jüri Üyelerinin Subjektif Değerlendirmeleri ve Hukuki İtiraz
Doçentlik eser inceleme aşamasında adayların karşılaştığı en büyük engellerden biri, jüri üyelerinin bilimsel kriterlerden uzaklaşarak subjektif (öznel) değerlendirmelerde bulunmasıdır. İdare hukuku ilkeleri gereği, jüri üyelerine tanınan "akademik takdir yetkisi" sınırsız değildir ve keyfi kullanılamaz. Jüri raporlarında yer alan "Eser yetersizdir", "Bilime katkısı yoktur" veya "Konu güncel değildir" gibi ifadelerin, mutlaka somut veriler ve bilimsel dayanaklarla gerekçelendirilmesi zorunludur. Danıştay kararları da istikrarla, denetime elverişli olmayan ve soyut ifadelerle oluşturulan raporların hukuka aykırı olduğunu vurgulamaktadır. Bu noktada adaylar, raporlardaki çelişkileri ve kişisel kanaatlerin bilimsel gerçeklerin önüne geçtiği durumları tespit ederek, mevzuata uygun şekilde itiraz ve dava haklarını kullanmalıdır. Süreç hakkında detaylı bilgi ve güncel mevzuat için Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) resmi sayfasını inceleyebilirsiniz.
Sonuç
Doçentlik başvurusunda eser inceleme aşamasında olumsuz bir sonuçla karşılaşmak elbette can sıkıcı olabilir. Hele ki bu durumun haklı bir gerekçeye dayanmadığını düşünüyorsanız, hele daha da can sıkıcı bir hal alıyor. Ama unutmamak lazım, bu tür durumlarda başvurabileceğiniz hukuki yollar var. İtiraz hakkınızı kullanmak ve gerekirse dava açmak, adil bir değerlendirme talep etme şansınızı artırır. Bu süreçler biraz karmaşık gelebilir, o yüzden işin uzmanı bir avukattan destek almak en doğrusu olacaktır. Unutmayın, akademik kariyerinizde bu tür engellerle karşılaşsanız bile, doğru adımlarla ilerleyerek hak ettiğiniz yere ulaşabilirsiniz.
Doçentlik Eser İncelemelerinde Sıkça Sorulan Sorular
Doçentlik başvurum neden reddedilebilir?
Doçentlik başvurunuz, akademik yeterliliğinizin eksik olması, etik kurallara uymamanız, çalışmalarınızda intihal gibi sorunlar bulunması, yayınlarınızın kalitesinin düşük olması veya jüri değerlendirmesinde hatalar yapılması gibi nedenlerle reddedilebilir. Bazen evrak eksikliği veya süreyi kaçırma gibi teknik sorunlar da sebep olabilir.
Reddedilen doçentlik başvuruma nasıl itiraz edebilirim?
Başvurunuz reddedilirse, öncelikle kararın size tebliğ edildiği tarihten itibaren belirli bir süre içinde ilgili kurula yazılı olarak itiraz edebilirsiniz. İtirazınızda, kararın neden hatalı olduğunu, hangi noktalarda yanlış değerlendirme yapıldığını ve elinizdeki kanıtları açıkça belirtmelisiniz.
İtirazım reddedilirse ne yapmalıyım?
Eğer itirazınız da kabul edilmezse, bir üst adım olarak idare mahkemelerinde dava açabilirsiniz. Bu davaya iptal davası denir ve amacınız, başvurunuzun reddedilmesi işleminin hukuka aykırı olduğunu mahkemeye kanıtlamaktır.
Dava açmak için hangi mahkemeye başvurmalıyım ve ne kadar sürem var?
Doçentlik başvurusunun reddine karşı açılacak davalar idare mahkemelerinde görülür. Genellikle sizin oturduğunuz yerdeki veya Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) bulunduğu yerdeki idare mahkemesi yetkilidir. Kararın size bildirilmesinden itibaren 60 gün içinde dava açmanız gerekir.
Dava sürecinde bilirkişi ne işe yarar?
Dava açtığınızda, mahkeme sizin dosyalarınızı incelemesi için genellikle alanınızdan uzman 3 kişiden oluşan bir bilirkişi heyeti görevlendirir. Bu bilirkişiler, çalışmalarınızın bilimsel olarak yeterli olup olmadığını, etik kurallara uygunluğunu ve doçentlik alanınıza ne kadar uyduğunu detaylıca inceler ve mahkemeye rapor sunar. Mahkeme bu rapora göre karar verebilir.
Doçentlik davası açmak, yeni doçentlik başvurumu engeller mi?
Genellikle, doçentlik başvurunuz reddedilirse ve bu karara karşı dava açarsanız, davanız sonuçlanana kadar aynı alanda tekrar doçentlik başvurusu yapamazsınız. Ancak, bazı özel durumlarda ve mahkeme kararlarıyla bu durum değişebilir, bu yüzden bir avukata danışmanız önemlidir.
Mahkeme, jüri üyelerinin yerine geçip eserlerimi yeniden değerlendirerek bana doçentlik unvanı verebilir mi?
Hayır, İdari Yargılama Usulü Kanunu gereği mahkemeler idarenin yerine geçerek işlem tesis edemezler (Yerindelik Denetimi Yasağı). Mahkeme, jüri raporlarının hukuka ve bilime uygun olup olmadığını denetler. Eğer raporlar subjektif veya hatalı bulunursa işlem “iptal” edilir. Bu durumda dosyanız, mahkeme kararı doğrultusunda yeniden değerlendirilmek üzere (genellikle yeni bir jüri veya aynı jürinin kararı düzeltmesi yoluyla) Üniversitelerarası Kurul’a iade edilir.
Jüri raporundaki hangi ifadeler "subjektif değerlendirme" olarak kabul edilir ve itiraz konusu yapılabilir?
Bilimsel bir temele dayanmayan, kanıtlanması mümkün olmayan ve kişisel beğeni içeren ifadeler subjektif kabul edilir. Örneğin; bir eserin metodolojisinin neden yanlış olduğunu açıklamadan sadece “Yöntemini beğenmedim” demek subjektiftir. Ancak “Kullanılan X istatistik yöntemi, bu veri setine uygulanamaz çünkü veri dağılımı normal değildir” ifadesi somut ve bilimsel bir eleştiridir. İtirazlarda; “sığ bir çalışma”, “dili akıcı değil” gibi soyut ve gerekçesiz nitelemeler hukuki tartışma konusu yapılmalıdır.



